8/06/2015

Pazı Sarması

Pazı sarması biraz yapması emekli olmasıyla beraber en sevdiğim yemeklerden biri.
Şimdi hepsini adım adım anlatıyorum ! :) 


 Pazıların saplarını teker teker kesiyorum.

 Sapları atmayın bir kenarda tutun onları sonradan kullanıyoruz. 

 Yaprakları yıkadıktan sonra bir kaba koyun ben yapraklar rahat sığsın diye bu şekilde bir cam kap tercih ettim. 
Yumuşadıktan sonra yapraklar düzeltilmesi biraz zor oluyor o yüzden kaynar suyu koymadan önce yaprakları açık şekilde koymanızı tavsiye ederim. 
Yaprakların üzerinde kaynar suyu gezdirdikten sonra üzerine yarım limonun suyunu gezdirdim.
Yumuşamaya bıraktım bu arada da sarmanın içini yapıyorum.

 Çay fincanının 3te 2 si kadar pirinç yıkadıktan sonra karıştırma kabına koyun.

 Yine çay fincanının 3te 2 si kadar köftelik ince bulgur.

 Çok çok az kimyon. 
Kimyon çok yoğun bir baharat olduğu için buna dikkat edin gerçekten çok çok az koydum 300gr et için.

 Yine az sumak çay kaşığının yarısı kadar.
 
Yemek kaşığının yarısı kadar kuru nane.
Üzerinde karabiber dolandırdım.
1 dolu dolu yemek kaşığı salça yada 2 dolu kaşık da diyebiliriz :) 

 Orta boy bir soğanı ince ince doğruyoruz.

 

Soğanı olabildiğince ince doğrayın. Veya robottan geçirebilirsiniz.


 4 yemek kaşığı zeytin yağı 

 Üzerine en son olarak çok az sarımsak tozu ekledim. 
İsterseniz taze bir diş sarımsağı o 4 kaşık zeytinyağında dövdükten sonra ekleyebilirsiniz. 
Acı tat olmasın diye sarımsak tozu da kullanabilirsiniz.

300 gr kadar kıymayla tüm bu kaba eklediklerimi güzelce yoğurdum. 
Benim soğanlarımın bazıları biraz iri kaldı bu yüzden sarmaları sararken onları almadan sardım. 
Siz soğanlarınızın gerçekten küçük boyutta olduğuna emin olun. 

 Derince bir tava seçtim kapaklı, bu tavanın dibini ayırdığım sapları yıkayarak düzgünce koydum.
Sarmalar pişerken dağılmasın diye altlık yapmak için kullandım. 

 Üzerini de çok yırtık kullanılamayacak durumda olan yaprakları ayıkladım onlarla kapattım. 
Merak etmeyin sonrasında et suyu ve sosla beraber pişecekleri için bu pazı yapraklarının da tadı çok güzel oluyor bunları da yiyebilirsiniz ziyan durumu söz konusu değil :)
 Sarma işlemi için bir yaprağı parlak tarafı alta gelecek şekilde koyuyorum. 
Parlak olmayan tarafı bu orta damarın daha çıkık olduğu taraf bu şekilde ayırt edebilirsiniz. 

 Ortadaki kalın damarı ince şekilde kesip yaprağı ikiye ayırıyorum.

 Yaprağın tek tarafının ortasına malzemeyi koyduktan sonra yaprağın iki kenarını içe doğru katlıyorum.
İsterseniz yaprağın baş kısmını malzemenin üzerine bir kat katladıktan sonra yanlarını içe doğru da katlayabilirsiniz yaprağınızın boyutuna göre bu şekilde daha sağlam olabilirler. 
İlk yöntemle devam ettim benimkiler de açılmadı o yüzden her iki şekli de kullanabilirsiniz. 



 Sarmaların hepsini teker teker o hazırladığım tavanın üzerine diziyorum. 
 Sos için 3 kaşık zeytin yağı 
3 yemek kaşığı salça
2 su bardağı suyu karıştırıyorum. 

 Sosu sarmalarımın üzerinde dolaştırdıktan sonra kapağını kapatıp çok kısık ateşte 45 dakika kadar pişirdim. 
Dağılmasını önlemek için üzerine bir tabağı da ters çevirip sarmaların üzerini kapatacak şekilde koyabilirsiniz.

Sarmalar hazır ! :)) 
Afiyet olsun.

8/05/2015

Taze cips keyfi :))

Bu aralar Two and a Half Men izlemeye sardım sabah akşam onu izliyorum evden çıkmadan.
Durum böyle olunca evde mazarat yiyecek bir şeyler arayışına girdim.
Fakat bu ara diyette olduğumuz için ailecek o tarz ıvır zıvır şeyleri bulundurmuyoruz. 
Bu durumda kendi cipsimi kendim yaparım hemde sağlıklı olur dedim.
Çıtır çıtır çok güzel oldu valla şimdi tarifi paylaşıyorum.
30 dakikaya hazırsınız ! :)
  
Patatesi güzelce yıkadıktan sonra kabuklarını soymadan ince ince dilimledim. 
O elma dilim patates kızartmalarının kabuktan gelen tadını da çok severim o yüzden ben soymadan devam ediyorum. Siz isterseniz soyarak yapabilirsiniz.

 Burda önemli olan olabildiğince ince ve aynı kalınlıkta dilimler elde etmeniz.

Patatesleri dilimledikten sonra soğuk suda nişastalarını bırakmaları için bir süre dinlendirdim 10 dakika kadar. 
Sonrasında bir kere daha yıkadım ve sularını süzdüm. 

Bir kapta;
  • 3 yemek kaşığı Zeytinyağı
  • Tuz
  • Sarımsak tozu
  • Karabiber
Karışımını hazırladım ve bunu suları süzülmüş patateslerin üzerine döküp salamura yaptım.

 Salamura yapılmış patatesleri pişirme kağıdının üzerine diziyorum. 
200 derecede 6-7 dakika kadar havalandırarak alttan ve üstten ısıtmayla pişiriyorum.
Patateslerinizin inceliğine göre bu süre biraz daha az yada çok olabilir.
Sonra çıkarıp ters çevirip 6-7 dakika da bu şekilde fırınlıyorum.

 Sonuç olarak böyle çıtır çıtır kızarmış mükemmel tadı olan ev yapımı doğal cipsler elde ediyorsunuz :))

CİPS SOSU İÇİN;
  • 2 domatesi rendeleyin
  • İçine 1 dolu yemek kaşığı salça koyun
  • 1 diş sarımsak 
  • 2 tutam fesleğen 
  • az karabiber
  • tuz
  • zeytinyağı
Bunları bir güzel karıştırıp küçük bir sos kabında pişirin.
Domatesler piştikten sonra sosu buz dolabında bir süre soğutun.
Cipsin yanına isterseniz minik bir kap bu domatesli sos ve minik bir kap süzme yoğurt şeklinde servis edebilirsinizzz ! 

8/01/2015

G5 masajı ve Cilt Bakımı zamanı !

Bu ara en çok paylaşmam istenilen konulardan biri güzellik sırlarım'mış :)

Yaz aylarında olduğumuz için bu ara yeni keşfettiğim bir şeyi paylaşmak istiyorum.
G5 masajı !! :)) 
Bağdat Caddesinde Fulya Ay'da gönül rahatlığıyla yaptırabilirsiniz bende orayı tercih ediyorum yer olarak da çok merkezi, kalite ve güler yüzlülük olarak da tartışılmazlar. 
Oya hanımla konuştuktan sonra o size en uygun tedaviyi söyler benim için de öyle oldu.  
Şimdi ben size bana yapılandan bahsedeceğim.

G5 masajı
G5 masajı yapılan bölgedeki kan dolaşımını hızlandırarak buradaki yağların yakımına neden oluyor.
Böylece daha pürüzsüz bir görüntü elde etmenizi sağlıyor.
Daha ilk seans sonrasında bile o yenilenmenin ve hareketin başladığını hissediyorsunuz benim gibi sabırsızsanız sonucu görme konusunda bence bu tam size göre.
Yaptırdıktan sonraki sabah bile farkı hissediyordum.
5 seans 3 4 gün arayla yaptırmayı öneriyorlar. 

Bu masaj ucunda minik çıkıntıları olan döner bir başlıkla uygulanıyor. 
Önce vücuda yağ yakıcı bir yağ sürülüyor sonrasında uygulanma süresi üst bacak için toplamda 15 dakika.
İnce başlıkla yaptırıyorum, kalın uçlu başlık biraz daha derin etkili olduğu için can yakabiliyor ve sonrasında ufak morarmalara neden olabiliyor ama ince başlıkta o durum yok.

Masaj bittikten sonra eve gelince Nivea'nın sıkılaştırıcı  Q10  içerikli kremini sürüp öyle uyuyorum. Kremin de çok daha etkili emilmesini ve etkli etmesini sağlıyor.

 
Sabah kalktıktan sonra o etkiyi zaten hissetmiş oluyorsunuz. 
Masaja gideceğiniz günün sabahında da aynı şekinde bu kremi uygularsanız tamamen emdikten sonra G5 uygulanırsa daha da güzel bir etki alabilirsiniz.  

Veeee cilt bakımı :) 
En son G5 masajına geldiğimde işlerine çok güvendiğim için ciltbakımını da burada yaptırdım. 
Şefika hanım yaptı cilt bakımımı. 
Derinlemesine cilt bakımı yaptırdım ve ellerine emeklerine sağlık her şeyleriyle kusursuz bir şekilde 1 saat boyunca bir cilt bakımı yaptı. 

Cilt bakımına nereye gidersem yanımda kendi spongelarımı götürmeyi tercih ediyorum.
Size de bunu öneriyorum çok daha hijyenik oluyor. 
 Yazın artık güneş daha da tehlikeli olduğu için yüzüme gün içinde evden çıkarken bile güneş kremi çok kullanıyorum. 
Bu yüzden gözeneklerimi o kremin kalıntılarından arındırmak için cilt bakımı çok rahatlatıcı oldu.
Güneş kremi olarak da eğer yağlı bir cildiniz varsa Murad'ın yağsız güneş kremini önerebilirim ben onu kullanıyorum.
Son olarak tavsiyem de şu ki, her zaman yatırımı kendinize yapın. 
Her gün gezip tozmaca yapmaya arkadaşlarla buluşmaya vakit bulurken kendinize vakit bulamamayı kabul etmiyorum :) 

Kendinize biraz vakit ayırın. Kendinizi biraz şımartın.!


7/21/2015

Bir gün..

Bu gece yazmadan uyuyamadım.
Kalbim kaldırmadı sabah haberleri okuduğum zaman bu güne uyanmak istemedim.
O güzel insanlara bakınca gözlerim doldu, duygularımı ifade edebileceğim hiç bir kelime yok gibiydi.

Biri demiş konuşmasında "Bu gidişle yılın her günü ayrı bir katliam için yas tutuyor olacağız." diye.
Sosyal medyadan bize ulaşamayan, duymadığımız, bilmediğimiz, dünyanın öbür ucundaki farklı ülkelerde de kimbilir neler oluyor, hangi insanlar ne sebeplerden ölüyor, katlediliyor..

Farklılıkları kabullenmeyi, sevmeyi, paylaşmayı, insanlığı öğretmek bu kadar zor mu?
Nedir paylaşamadığımız?
Şu kısacık zamanda kimseye kalmayacak olan bu toprak parçası mı? 
Lütfen herkese yetecek kadar toprak var beraber yaşayalım, gelin beraber yemek yapalım, paylaştıkça çoğalalım, birbirimizin yüzündeki gülümsemeye sebep olalım!
Neden kapılarımız var? 
Neden kapılarımız en yakınımızdaki komşumuza bile kapalı?

Paylaşamadığımız sevgi mi, tükenir mi biraz sevsek birbirimizi?

Elimde bir güç olsa tüm dilleri konuşmak, herkesin dilinden anlamak isterdim.  
Elimde bir şansım olsa, o küçücük bebeklere kin, nefret, savaş, düşman.. kelimeleri yerine o da insan o da can kelimelerini öğretmek isterdim.

Bu güne kadar hiçbir fanatikliğim olmadı.
Siyaseti de hiç sevmiyorum.
Bir insanı tanırken dinine, diline, ırkına, rengine, siyasi görüşüne, etnik kökenine.. bakarak tanımadım. 
Çoğu zaman sormadım bile, sorduysam onları dinlemek anlamak için sordum. 

Farklı görüşlerdeyizdir, farklı hislerdeyizdir. 
Olabilir.
Seni dinliyorum ve anlıyorum empati kurabiliyorum, ama sonuçta düşününce senin görüşünle aynı görüşte değilim demek bu kadar mı zor.

Peki ya ölüm?
 Annen senin x dininden, kardeşin senin x görüşünden o yüzden ben y görüşünden y dinindenim senin anneni kardeşini öldürmem gerek.. 
Neden?
 Çünkü teeeeeeee milattan önce t yılında benim y görüşlü atam senin x görüşlü atanla anlaşamamış, gerizekalılar savaşmaya başlamış sonra birbirlerine kin ve düşmanlık besleyip çocuklarına onu öğretip aktarmışlar. Yıllardır x ler y leri y ler x leri öldürüyorsa vardır bi sebep ben seni düşman göreyim de neme lazım..
Böyle sığ, böyle saçma, böyle beyinsizce bir düşünce daha var mı?

Bir insan, bir başkan da çıkıp diyemiyor mu onca insan öldü artık bi durun bu bir çözüm değil.!


900km ötede doğsam Yunan, 4000km ötede doğsam Hristiyan belki 10.000km ötede doğsam koyu tenli olurdum. 
Ne fark eder? Burda doğmuşum.. 
Bu beni daha mı insan yapar, daha mı üstün kılar?
Bu durumdan dolayı birinin beni öldürmesi mi gerekli, peki ya benim kime düşman olmam lazım? 
  
Kimim ki ben başka bir insanı benle aynı olmadığı için yargılayabilirim?

Önemli olan bu detaylar, bu içi boş kelimeler olmadı asla benim için.. kalbi oldu.
İyi bir insandır, kalbi temiz bir insandır.

Kalbinizi doldurun. 
Tüm tarafları dinledikten sonra, anlamaya çalıştıktan sonra üstüne kalbinizi koyup, insanlığınızı koyup karar verin.

Kendinizi sevin.
İnsanları sevin.
Yaşamayı sevin.

Zaten nedir ki başka geriye kalan şu ömürde.

7/20/2015

Yaz akşamı için en ferah çorba !

Yaz akşamları için bence en ideal çorba hafif ama aynı zamanda doyurucu bir sebze çorbası.

Hatta bu çorbayı tahıllı bir dilim ekmekle içtikten sonra başka bir şey yemeseniz de olur.
Böylece kilo alma derdine de son ! 
Çünkü en çok bu gece öğünlerinden o minik göbekcikler popocuklar oluşuyor :)
Çorba yaklaşık 6 kişilik siz ona göre oranlayabilirsiniz.

Çorba için gerekli malzemeler:

 3 tane kabak
4tane havuç
1 soğan
2 diş sarımsak
1 buket taze yeşil soğan
Şehriye
 tereyağı
 isteğe bağlı dereotu ve pırasa ilavesi

Önce havuçların pişmesi en uzun zamanı aldığı için havuçları şekildeki gibi minik minik doğrayarak kaynar suya atıyorum. 
Suya hiç tuz veya yağ koymuyorum.






Daha sonra havuçlar kaynar suda pişerken kabaklarımı hazırlıyorum.
Kabağı ikiye böldükten sonra ortadan yatay şekilde ayırıp öyle dikey olarak 4 veya 5 parçaya ayırıyorum.
Çok matematiksel konuştum ama aşağıdaki fotoğrafa bakınca daha kolay anlayacaksınız.



 Böylece en rahat şekilde küpler elde ediyorum. 
1 yemek kaşığının içine yaklaşık 4 5 küp gelicek büyüklükte oluyorlar.
Bunları direk suya atmıyorum havuçlarım yanda kaynamaya devam ederken eriştelerin hazırlanışına geçiyorum.
Çorbaya en güzel tat katıcak kısım bu ve minik dokunuşlarla çok şey değiştirebilirsiniz.
Bu şehriyeler için küçük ayrı bir tencere kullanıyorum.
 Şehriye miktarını siz kendinize göre ayarlayabilirsiniz ben bol şehriyeli olmasını seviyorum bu yüzden küçük bir kabın yarısı kadar koyuyorum. 
Siz daha az olmasından hoşlanıyorsanız bu miktarı azaltabilirsiniz. 
Bu kısımdaki minik detaylar önemli !



 Soğanı ve 2 diş sarımsağımı minik doğradım

 Önce soğanı az yağda pembeleşene kadar pişiriyorum ama çok fazla pişirmeyin çünkü üstüne sarımsak ve şehriyeleri ekleyerek kavurmaya devam edeceğiz.


 Şehriyeleri eklerken biraz daha yağ ve çok güzel tat veriyor biraz tereyağı da koyabilirsiniz. 
Ben sadece zeytinyağı ile devam ettim.
Malum yaz ayları kilolara dikkat etmek lazım.

 Karışımım birbirine güzelce karıştı, sarımsakların o çiğ kokusu gitti, soğanlarım da aynı şekilde acı tadı tamamen yok oldu, kısık ateşte soğanları yakmadan şehriyelerin biraz rengini kırıcak kıvamda ısıttım.

 Üzerine kocaman bir çay kaşığı dolusu tuz ekliyorum. 
Bu tuz fazla değil kocaman çorbanın tek tuzu. 
Bu tuzu ekledikten sonra üzerine 1 parmak aşıcak şekilde su ilave ediyorum ve makarna haşlar gibi haşlıyorum.
İşte bu adım çorbanın şehriyelerine en güzel tadı katan adım. 
Şehriyeleri direk çorba suyuna atarsanız bu haşlamayı yapmadan, tatsız tuzsuz şehriyeler elde edersiniz. 
Bu yüzden en önemli adım şehriyelere bu tuzu çektirmek.

 Şehriyeler hafif diri şekilde suyunu çektiği zaman altını kapatabilirsiniz. 
Bu karışım çok tuzlu ama tadına bakın derim inanılmaz mükemmel enfes çılgın güzel bir tadı oluyor.
Pembeleşmiş soğan ve sarımsak ve o hafif renk değiştirmiş şehriyenin tadı...
Biraz lapa olucak merak etmeyin çorbanın içine koyduğumu zaman dağılıyor.
Ve çorbanın en güzel yanı burdan geliyor.
 Şehriyeler suyunu çekerken yeşil soğanları da çorbaya atıyorum.
Soğanları atarken isterseniz pırasayı da aynı şekilde doğrayarak içine atabilirsiniz.



 Soğanlar çorbanın üzerinde durmayı bıraktığı zaman kıvamına ulaşmış demektir. 
Bu adımdan sonra şehriyeleri olduğu gibi tüm o suyu ve lezzetiyle çorbanın içine aktarıyoruz ve kabakları ekleyerek kaynamaya bırakıyoruz.
Kabakları eklerken isteğe bağlı dereotu da koyabilirsiniz. 
 Ve yaklaşık 15 dakika piştikten sonra, kabakları da kontol edin, çorba hazır ! :)

Bon Appétit

7/17/2015

Bayram kahvaltısına minik dokunuşlar

Kendim sabahları çok severek yaptığım bir omlet tarifim var. 

Yeni bir şey denemek isterseniz tavsiye ediyorum ! :)


Malzemeler: 

1 Patates
1Soğan
3Yumurta
Kabartma tozu
Tuz, Şeker, Karabiber,  
İsteğe bağlı sucuk


Eldiven olarak soğan ve sarımsak doğrarken en çok kullandığım bu tamamen kokuyu önlüyor aynı zamanda pudrasız olduğu için rahatça kullanabiliyorum.

 

Önce soğanları ince ince doğruyorum 
Biraz ağladıktan sonra patatesleri küp küp yapıyorum


Patatesi ve soğanı ayrı tavalara koyuyorum çünkü patatesi tuzlu yaparken soğanları şekerle birlikte karamelize hale getirmek istiyorum.
 
Patatesleri tavaya koyduktan sonra üzerinde biraz yağ gezdiriyorum ve tavanın tabanını neredeyse kaplayacak kadar su koyuyorum. 

Patatesleri yağda kızartma yöntemini de tercih edebilirsiniz ama ben daha yağsız olması için bu şekilde yapıyorum. 

Patatesleri tamamen haşlama yöntemiyle yumuşattığımız zaman çok sulu olduğu için patatesler omlete yapışmayı reddediyorlar :D bu yüzden bu ortalama yöntem hem patatesleri yumuşatıcak hem de fazla yağlı olmasını engelleyecek.

Aynı şekilde sucuk yaparken de ekstra yağ koymuyorum. sucukların üzerinde su gezdirdikten sonra kapağını kapatıyorum o suyun buharıyla ve kendi yağıyla çok güzel pişiyor. En sona doğru buharlaştırmak istediğim zaman suyu, tavanın kapağını açıyorum ve kurumadan çok güzel pişmiş sucuklar elde ediyorum böylece. 

Soğanlarımın üzerine az tereyağı koyuyorum ve dolu dolu değil ama soğanların üzerini kaplayacak kadar şeker koyuyorum. 

Tatlı tuzlu yemeklerden hoşlananlar bu kısımda şekeri biraz fazla koyabilir yada o kadar bariz tatlı tadı gelmesin sadece soğanlarım karamelize olsun derseniz üzerinde biraz gezdirmeniz yeterli şekeri.
Bu durumda soğanlarınız tereyağının o güzel tadıyla birlikte güzelce karamelize olucaklar.
Soğanları pişerken bolca karıştırmayı unutmayın.

Soğanlarım 6-7 dakika içinde orta sıcaklıkta, 7 yi kullanıyorum ben elektrikli ocakta, karamelize oluyor zaten.

Bu arada karıştırma kabının içine yumurtaları kırıp üzerine kabartma tozunu koyuyorum.  
Kabartma tozunun ayarı çay kaşığının ucu kadar çok küçük bir miktar.
Kabartma tozu omletin biraz kabarık olmasını sağlıyor ama fazla koyarsanız acı bir tat bırakabilir o yüzden minik bir dokunuş şeklinde koyuyoruz. 


Yumurtayı da çok abartmadan sadece karıştırıcak kadar çırpıyoruz. 
Yumurta çok çırpıldığı zaman omletin o güzel yapısını almasını engelliyor.
Mümkünse biraz havalandırarak kabaca çırpıyoruz.
 
İçine sıcakken pişmiş patatesi ve karamelize soğanı ekliyorum.
Böylece yumurta onların sıcaklığıyla biraz pişme kıvamına geliyor ve tavaya aktardığım zaman içi daha güzel pişiyor. 

Ve eğer yok ben kilo almıyorum içinde kaşar da olsun derseniz rende kaşarı eklemek için bu adım tam zamanı ! :)

Üzerine karabiberi ekliyorum ve karıştırıyorum.

Tavaya homojen bir şekilde dağıtıp kısık orta ateş civarında elektronikte 4 numara'da pişirmeye bırakıyıyorum.

İsteğe bağlı sucuk durumunda sucukları tavada pişirdikten sonra bu karışımı üstlerine dökebilirsiniz :) 
Arada yanlardan yokluyorum pişme durumunu ve altı piştiği zaman ters ceviriyorum.

  Üst kısmını da bu şekide pişirdikten sonra pişme işemimiz tamamlanıyor ! :) 

 Afiyet olsunn ! :)